Okurlarıma İlk Sesleniş

Çoğunuzun bildiği gibi yıllardır göç ve entegrasyon konularında hem Avusturya’da yayımlanan Avusturya gazetelerinde (Tageszeitung „Die Presse“, „Gazete Bum“ vs.) hem de Avrupa`da yayınlanan çeşitli Türk gazetelerinde ve internet sitelerinde (Türkonline, Öneri, Avusturya Günlüğü, Post vs.) ”Avrupa Ve Avusturya’daki Göçve Entegrasyon Sorunları” üzerine yazılar yazdım.

Bunların çoğu göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları sosyal, kültürel ve politik zorlukları betimleyen ve bu zorlukları aşabilmeleri için atmaları gereken adımları izah eden ciddi yazlardı. Bu yazılarımın çoğunda gerek uyum problemleri yaşayan göçmenlere direk ya da direk seslenerek, yaşadıkları ülkelere daha kolay adapte olmalarını ve sevmelerini sağlayacak şu tavsiyelerde bulundum: ”Yaşadığınız ülkeyi, şehri, mahalleyi ve özellikle de evinizi sevin! Sevemiyorsanız bile buna kendinizi zorlayın ki, bu sayede bulunduğunuz ortamda aslında şimdiye dek fark edemediğiniz birҫok güzellikolduğunu keşfedebilin; sonrasında ise yasadığınız ortamısevmeye başladığınızıgöreceksiniz! ”

Bu size başlangıçta çok saçma ve hatta biraz da “POLYANA’CILIK OYUNU“ gibi gelse de, aslında bu oyunun, uygulandıkça doğruluğunu ispatlayan bir ”AKADEMİK GERҪEKҪİLİK” olduğunu göreceksiniz. Bir Türk atasözünün dediği gibi ”Ya bu diyardan gidersin ya da bu deveyi güdersin!” Bu diyardan gidemediğimize göre geriye deveyi gütmek yani yaşadığımız ülkeyi sevmeye ҫalışmaktan başka bir ҫaremiz kalıyor mu ki? O zaman bu ülkeye küs kalmak, kültürünü tanımaya ҫalışmayarak, bize ve ailemize sunduğu imkanlara sırtımızı dönerek ve yeniliklere kulağımızı kapatarak yaşamak niye?  Bizden olmayana kötü gözle bakmak; anlamaya, öğrenmeye ҫalışmamak  gurbet acımızı derinleştirmekten başka ne işe yarar ki?

Viyana Üniversitesi’nde ORYANTALİSTİK ve TÜRKOLOJİ’ye paralel olarak ikinci dal olarak SOSYOLOJİ, ETNOLOJİve POLİTİKA BİLİMİ okuduğum dönemlerde Avrupa’nın en tanınmış ”Göҫsosyolojisi” (Migrationssoziologie) uzmanlarından biri olan Profesörüm MATUSCHEK’in de söyledigi gibi uyum aslında en önce evimizdeki dört duvarımızı sevmekle başlıyor. Biz eğer evimizi sevebiliyorsak, sonrasında sırasıyla yaşadığımız sokağı, mahalleyi, sehri ve ülkeyi de sevebiliyoruz. Onun için yaşadığımız şehrin beğendiğimiz semtlerinden birinde bir eve sahip olabilmek, olamıyorsak da yaşadığımız bölgeyi sevmeye çalışmak aslında POLYANACILIK’tan çok,  kendimizin ve ailemizin yaşadığımızülkeye uyum sağlamamız açısından atacağımız ilk ve en doğru adım olacaktır…

Aranızda kesinlikle uzun yıllardır Avrupa’da yaşayıdığı halde ”Kaç senedir bu ülkede yaşıyorum.  Ama hala burada yaşamayı bana sevdirebilecek sebeplerin sayısı, bir elimin parmaklarını bile geçemedi!” yada ”Bu ülkeyi daha çok sevmek istiyorum ama bunun için nereden başlayacağımıbilemiyorum?” diyenler olduğu gibi; herhangi bir sebeble Avrupa‘da yaşamaya daha yeni başlayanlar veya sadece seyahat amacıyla Avrupa’yı ve Avrupa Kültürü’nü yakından tanımak isteyenler de vardır elbette! İşte bu platformdaki ilk yazımı sizler için kaleme alıyorum…

Ama siz okuyucularımı, W’Sagt’taki yazılarımı okumadan önce  bir konuda uyarmak ve sizler şaşırmadan önce ben sizi şaşırtmak zorundayım! İçinde Türkiye’de ve Avrupa’nın dört bir yanında yaşayan  bir çok genç ve başarılı redaktörü (ki bunlardan biri en genç yazarlarımızdan, biricik gurmemiz Merve Lale’dir. Aynızamanda kendisi daha geçen sene Karajan Lisesi’nde öğrencim idi) barındıran W’sagt sitesindeki bu ilk yazımla birlikte, genҫ meslektaşlarıma ayak uydurarak hem yazı alanlarımı genişleteceğimi ve hem de tarzımda bir yenilik yapacağımı söylemek istiyorum. Uzun lafın kısası sizlere, bundan sonra bilimsel ve ciddi yazı tarzımdan kısmen de olsa sıyrılacağımı; görselliğini daha yoğun yaşayabileceğiniz hem eğlenip hem de öğrenebileceğimiz yeni bir yolculuğa birlikte yelken açacağımızı duyuruyorum .…

Aman ha! yanlışanlaşılmasın; ben demiyorum ki uzmanlık alanlarım olan “GÖҪ VE UYUM“ (MIGRATION und ENTEGRATION), “EĞİTİM VE ÖĞRETİM“ (Bildung – Erziehung),“ҪOCUK VE GENҪLERE YÖNELİK ETKİNLİK ÖNERİLERİ“ (Aktivitäten für Kinder und Jugendlichen in Österreich), “AVRUPA GÖÇ VE ENTEGRASYON POLİTİKALARI“ (Migrations-& Integrationspolitik in Europa); “SOSYAL VE EKONOMİK ALANLARDA YAPILAN YENİLİKLER“ (sozioökonomische Neuigkeiten)vs. konularında artık yazmayacağım- eh ara ara bıraktığım da olacak elbette. Niyetim o ki, bundan böyle hem Viyana’nın hem Avusturya’nın ve hem de yer yer de Avrupa’nin eşsiz güzelliklerini kaleme alırken, yazılarımı Avrupa’dan hikayeler ile (SAGE) ve ҫektiğim görsel fotograflar ile birlikte süsleyerek, sizlere gene bu konularda rehberlik yapmaya devam etmek.

Ben istiyorum ki bundan sonraki birlikteliklerimizde sizler, hayata yaşam penceremizin pozitif ҫerҫevesinden toz pembe bakabilmeyi öğrenin ve bu konuların bilimsel ağır havasını ҫok da solumadan hem eğlenin hem de çevrenizde neler olup bittiği hakkında ilgi ve fikir sahibi de olun! (eh oldu olacak biz bu yazılarıma  „HAFİF BİLMSEL YAZILAR diyelim bari 🙂

İşte bu sebeble W’Sagt’ta yayınlanacak ilk yazım ve onu izleyecek diğer yazılarım, hem Avusturya‘da yaşayıp buranın yaşanası güzelliklerini tam keşfedemeyenlere ve hem de Viyana’ya gelmeyi arzulayanlara gelecek…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.