UNESCO tarafından Edebiyat Şehri olarak kabul edilen Krakow’u Neden Ziyaret Etmelisiniz?

Geçtiğimiz günlerde Doğu Avrupa’da yer alan Polonya’nın en büyük ikinci şehri, Krakow’u seyahat ettim. Şu ana kadar seyahat etmiş olduğum Avrupa şehirlerinin hepsi doğal güzellikleriyle, tarihi yapılarıyla, sokaklarıyla ve kültürleriyle bende hep bir iz bırakmıştır. Krakow’a giderken de hazırlıklıydım. Beni nelerin beklediğini, nereleri ziyaret etmem ve görmem gerektiğini  biliyordum. Fakat dürüst olmak gerekirse, şehrin beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.

Krakow’a vardığımda ilk farkettiğim şey ise çoğu kişinin benim gibi turistik amaçla gelmiş olmasıydı. Daha sonra, ‘’ Neden bu kadar çok turist var? ‘’ diye düşündüm kendi kendime. Sanırım Krakow’u bizler için en çok cezbedici kılan unsur; şehrin 2.Dünya savaşında hemen hemen hiç hasar almamış olması ve şehrin tarih ile dolu olması, yaşanmışlıkları bizlere hissettirebilmesi ve daha fazlası…

Krakow, 2000 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş ve 2013 yılında UNESCO tarafından Edebiyat Şehri olarak kabul edilmiş. Aranızda gidenler varsa buna hak verecektir, henüz gitmemiş olanlar var ise mutlaka gitmelidir. Bence 3 gününüzü ayırarak keyifli bir şekilde seyahat edebileceğiniz  Avrupa şehirlerden bir tanesi, Krakow.

Krakow’a gitmek isteyenler ve yakında gidecek olanlar için aşağıda bir ‘gezilmesi ve görülmesi gereken yerler’ listesi hazırladım:

  • Wavel Kalesi [Zamek Wavel]:

Polonya’nın en uzun nehri olan Vistül Nehrinin kıyısında bulunan Wavel kalesi Krakow’da gezilecek yerlerinin en başında gelen görkemli bir ortaçağ kalesidir. Bu kale, krallar tarafından kullanılmış ve 10- 11. yüzyıllarda Polonya’nın dini, idari ve siyasi merkezi olmuş.

Wavel kalesini gezerken nehre bakan merdivenlerden aşağıya doğru yürüdüğünüzde karşınıza Krakow’un sembolü olarak bilinen bir ejderha heykeli çıkacaktır. Kral Krakus zamanında yaşamış olan bu ejderhaya dair birkaç efsane vardır. Belli aralıklarla ağzından alev püskürten ejderha heykelinin efsanelerinden bir tanesi ise şu şekilde:

Ejderhanın iştahı o kadar çokmuş ki bir oturuşta bir ineği yermiş tatlı olarak da bir Polonyalı kız kurban götürürmüş. Polonya halkı ejderha artık diyete başlasın diye dua edip dururlarmış. Ejderhanın gözü o kadar açmış ki, şehirde artık Polonyalı kız kalmamış. Kralın kızından başka! Tabii Kralın kızı değerli. Kral kızını ejderhaya kurban etmemek için ejderhayı öldürene kızını vereceğini ilan etmiş.Birçok genç bu uğurda hayatını kaybetmiş Krakow’da. İçlerinde en cesuru bir ayakkabı ustası olan Dratewka, ejderhaya akşam yemeğinde yemesi için, içi asit dolu bir inek vermiş. Ejderha bunu yiyince o kadar susamış ki tüm Vistül’ün suyunu içip tüketmiş. ve sonunda patlayarak ölmüş.

 

  • Azize Meryem Bazilikası [St. Mary’s Basilica]

Krakow’da oldukça çok sayıda kathedral, sinagog ve kilise bulunmaktadır. St. Mary Bazilikasının ise önemli bir yeri vardır. Gotik mimarinin izlerini taşıyan bu tarihi yapının temelleri 13. Yüzyılda atılmış ve 14. Yüzyılda ise tamamlanmıştır. Bu bazilikanın en önemli özelliği ise iki kuleye sahip olmasına rağmen mimari olarak birbirinden farklı olmasıdır, ve bir kulenin diğer kuleden uzun olmasıdır. Ayrıca, her saat başı bazilikanın kulesinden trompetle melodi çalmaktadır.

  • Old Town

Krakow şehrinin bilinen en canlı tarihi ve merkezi bölgesidir, Old Town. Bu bölgede birbirinden güzel bir çok mağaza, restoran, cafe, bar, hediyelik eşya dükkanları vardır. Bunların yanısıra, Old Town’da kapalıçarşı ve St. Mary’s Basilica [Azize Meryem Bazilikası] gibi tarihi yapılar yer almaktadır. Pierogi ve Zapiekanka gibi Polonya mutfağınının başlıca lezzetlerini keşfetmek isteyenler için bu bölgede oldukça çok seçenek bulunmaktadır. Özellikle, Krakow’a kadar gitmişken Polonya vodkası ve birasını tatmanızı tavsiye ederim.

  • Kazimierz Bölgesi -Yahudi Mahallesi

Kazimierz bölgesi, Vistül nehrinin yakınlarında yer alan eskiden yahudilerin çoğunlukta olduğu ve getto diye adlandırılan bir bölgedir. II. Dünya Savaşından önce, bu bölgede 60.000 civarında yahudi yaşıyormuş. Bu bölgede bir çok sinagog bulunmaktadır. Kazimierz bölgesi yakınlarında, eski yahudi mahallesi olarak bilinen Jewish Quarter’a ve Oskar Schindler Müzesine yakın olan bir meydanda aşağıda göreceğiniz sandalyeler bulunmaktadır. Bu sandalyeler 1 gecede 1700 civarında katledilen Yahudileri simgelemektedir. Bu meydanı da görmeyi ihmal etmeyin.

  • Kapalı Çarşı [Sukiennice / Cloth Hall]:

Ana meydanda bulunan, kapalı çarşı ve kumaş pazarı olarak bilinen dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olan bu yapı 14. Yüzyılda yapılmıştır. Ben bu kapalı çarşıyı ziyaret ettiğimde, adından anlaşılacağı gibi kumaş ve tekstil üzerine bir şeyler görmedim. Fakat bol bol hediyelik eşyalar ve el işi ürünlerinin satıldığı tezgahlar gördüm. Gezmesi oldukça keyifli olan bu küçük çarşıyı mutlaka gezmelisiniz.

 

  • Oskar Schindler Müzesi (Eski Emaye Fabrikası)

 Bir çoğumuz fabrikasına işçi olarak aldığı 1200 Yahudinin hayatını Nazi soykırımından kurtaran Oskar Schindler’in Listesi [Schindler’s List) filmini izlemişizdir. Ben bu filmi yıllar önce izlemiş ve oldukça etkilenmiş olmama rağmen, Krakow dönüşü bir kez daha izledim ve bu müzedeki sergilerde görüp okuduklarım, yahudi mahallesini [Jewish Quarter ve Kazimierz] gezmiş olmamın da etkisiyle filme bakış açım bu kez daha farklıydı. Krakow’da bu filme konu olan olayların geçtiği yerleri bizzat gezmiş ve görmüş olmak çok başka bir deneyimdi. Bu kahramanın müzesini siz de gezip görmek istiyorsanız, siz de muhakkak Krakow’a yolunuz düştüğünde zaman ayırmalısınız. Fabrikayı da görmek istedim, ama artık açık olmadığını söylediler.

  • Nazi Toplama Kampları [Auschwitz -Birkenau]

‘‘Arbeit Macht Frei’’Çalışmak Özgürleştirir.

Auschwitz, Nazi Almanya’sı tarafından II.Dünya Savaşı döneminde kurulmuş olan  bir toplama kampıdır. Bu toplama kampını ziyaret ettiğinizde, girişte ilk göreceğiniz tabelada ‘‘Arbeit Macht Frei’’ (Çalışmak Özgürleştirir) yazıyor. Bence Krakow seyahatinde mutlaka görülmesi gereken bir yer burası. Bilinenin aksine, Auschwitz ve Birkenau Krakow’da değil, Krakow’a 1/1-5 saatlik uzaklıkta olan Oświęcim adlı küçük bir şehirde yer alıyor. Bugüne kadar II. Dünya savaşı ve nazi temalı filmlerin çoğunda hepimiz aslında toplama kampının ne olduğunu, nasıl olduğunu ve neye benzediğini gördük. Fakat, gerçekten orada olmak, toplama kampının içine girmek ve insanların neler yaşamış olduğunu orada hissedebilmek çok başka bir deneyimdi.

Auschwitz’e ana tren garından trenle de gidiliyormuş, fakat ben otobüsle gitmeyi tercih ettim. Hem yol boyunca küçük köyleri izleyerek yolculuk yapmak daha keyifliydi. Auschwitz’e giderken otobüs biletine 12 złoty, dönerken ise 15 złoty ödedim. Normalde çoğu insan tarafından Auschwitz’e muhakkak turla gidilmesi gerektiği söylenmiş, fakat ben bireysel ziyaret etmek istedim ve öyle yaptım. Önceden okuyarak hazırlıklı bir şekilde gittim, öğleden önce 11.30’da oraya vardım ve saat 12.00’da içeri ücretsiz girebildim. Kampları gezerken genelde bilgilendirici yazılar ve açıklamalar da vardı. Bu yüzden tura katılmamanın eksikliğini yaşamadım. Birkenau’ya ben gitmedim ama gitmek isteyenler için Auschwitz yakınından ücretsiz shuttle kalkıyor. Ve giriş ücretsiz diye biliyorum. Eğer Auschwitz’de neler olduğunu merak ediyorsanız, Schindler’in Listesi,Life is Beautifulya da orijinal adıyla La Vita è Bella,ve Pianist filmlerini izlemenizi tavsiye ederim.

Kapak Fotoğrafı: Pixabay

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.