Tezer Özlü: Türk Edebiyatının Cesur ve Güçlü Kadın Yazarı

Her ne kadar ”Türk Edebiyatı’nın hüzünlü prensesi ” olarak bilinse de bence öyle değildi.  Gerçek kimliği ve benliği ile içinde bulunduğu toplumun ondan olmasını beklediği benlik arasında kalan , yaşadığı toplumda kimlik çatışması yaşayan, toplumun ilerisinde yaşayan cesur bir kadındı, Tezer Özlü. Bu yüzden eserlerinde de bireyin yaşadığı topluma yabancılaşmasını kendi yaşamından verdiği örneklerle görüyoruz.

Özlü’nün en çok tartışılan ve belki de bize onun çok cesur olduğunu düşündüren sizce ne olabilir? Kim bu kadın peki ?

Fotoğraf: evrensel.net

Eserlerini hemen hemen hepimiz okuduk. Kimimiz için çok cesur ve kendine hayran bırakan, kimimiz içinse çok uçlarda yaşayan ve belki de kimimize göre çok melankolik ve bir o kadar da çok güçlü bir kadın o.

Eserlerinde, okurlarına her şeyi, tüm yaşantısını çekinmeden ve korkmadan anlatan Tezer Özlü elbette ki cesurdu. Bizler Türk toplumunda hala tabu olan, konuşulmaya utanılan, korkulan ve bastırılan cinsellik konusunu henüz bugün konuşamazken, Tezer Özlü daha o zamanlarda bu konuları açıkça ataerkil yapıya ve zihniyete karşı gelerek yazabilme cesaretine sahipti.

Fotoğraf: sanatkaravani.com

Hatta çok sevdiği dostu Leyla Erbil’e yazdığı bir mektubunda şöyle der Tezer Özlü:

‘‘Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız’’

 

Okuyanlar bilirler, özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk romanlarında büyüme ve gelişme hikayesini anlatır, bir kadın olarak yaşadığı dönemi ve zihniyeti ele alır, ataerkil toplumda kendi yaşadığı sıkıntıları anlatarak tüm kadınların sorunlarına bir ayna olur adeta…

Fotoğraf:etpoetica.com

Kitaplarında sık sık babasından ve onun koyduğu kurallarından bahseder, onun dominant bir yapıda olmasından, her şeyin erkeklere göre  biçimlendiği bir toplumda kadının silik ve mücadeleci olmasına sitem eder, annesi bir öğretmen olmasına rağmen, evde söz sahibi olamaması, kadına sözde özgürlük veriliyor olmasına, toplumsal dayatmalara ve baskılara her zaman karşı çıkar.

‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ kitabında, ”Tren raylarını severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uymak zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için” der Tezer Özlü.

Fotoğraf: Pixabay

Eserlerinde tüm benliğini en samimi şekilde kaleme döken Özlü aslında hiçbir yerliydi, kimseye ait değildi ve kimseye sahip değildi. O bağımsızlığının, özgürlüğünün, kendi sınırlarını aşmanın peşindeydi…

Kapak fotoğrafı: evrensel.net

 

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.