İngiltere Parlamento Geleneğinde İngiliz İç Savaşının Etkileri

Britanya siyasetinin Brexit tartışmaları ile dünya gündeminde yoğun gündem yer alması ile beraber İngiltere Parlamentosu aldığı kararla, Avrupa Birliği ve ada arasındaki ayrılık sürecini sekteye uğrattı. Bütün bu tartışmalar yüzyıllar boyu etkinliğini kaybetmeden varlığını sürdüren ve monarşik bir yapıda etkin demokrasiyi hakim kılan İngiltere Parlamento geleneği ve tarihini tekrar gözden geçirmemize vesile oldu.

Avrupa’da parlamento kavramı genel olarak yerel siyasette etkin olmuş ve bölgenin zaten aristokratik gücünü elinde tutan insanlardan oluşmuş bir kavramdı fakat İngiltere’de bu kavram daha farklı şekilde gelişmiştir. Magna Carta Libertatum ile beraber kralın haklarının baronlar tarafından kısıtlandığı 1215 yılından itibaren parlamento ve yerel baronlar Monarşi karşısında dengeleyici faktör olmuşlardır. İngiltere Parlamentosunun diğer Avrupa meclislerinden belli başlı farkları vardır. Bunların başında hükümdarların kararlarının meşruiyeti için parlamento kararlarını yüzyıllarca kullanmalarıdır. Bunun en önemli etkileri 16. yy’daki mezhep çatışmalarında görülecektir. İkinci olarak parlamento üyeleri toprak sahibi olan orta sınıftan oluşmaktaydı ve aynı zamanda etkileri yerel değil ulusal alana yayılmışlardır.

İngiltere Parlamentosunun geleneği ve tarihinde en önemli dönem 17. Yüzyıldaki İngiliz İç Savaşı’dır. Bu dönemde açıkça parlamento, krala karşı ordu kurmuş ve vergi toplamıştır. Meşru bir siyasi irade olarak kralın ordusuna karşı galip gelmiş ve ortaya Oliver Cromwell önderliğinde “Commonwealth” adı altında bir Britanya Cumhuriyeti ortaya çıkmıştır. Parlamento ve Monarşi arasındaki belirgin ilişkilerin başlaması 16. Yüzyılda Kral VIII. Henry’nin, İspanya Kraliyet ailesinden karısı Aragornlu Katherine’den boşanmak için kiliseye karşı başlattığı tepkinin, İngiltere’de milli ve bağımsız bir kilise teşekkül etmesi ile gerçekleşmiştir. Henry Tudor kendisini İngiltere Kilisesisin yüce lideri olarak tanımlamış ve bunu parlamentonun “Act of Supremacy” kararı ile resmileştirir. Bu dönemde Henry Katolik Kilisesine karşı verdiği tüm kararlarda parlamentonun desteğini kullanmış ve yasalarla legalize etmiştir. İngiltere Hükümdarının kendisini kilisenin başı ilan etmesiyle beraber Monarşi ilahi bir yapı elde etmiş ve dini otoritenin de temsilcisi haline gelmiştir. Henry’den sonra tahta kısa süreliğine küçük oğlu Edward çıkmış ardından da tahta Katolikliği tekrar getiren ve İspanya Kralı ile evlenen Kanlı Mary hüküm sürmüştür. Bir Protestan isyanı sonucu tahta geçip İngiltere tarihine damga vuran I. Elizabeth döneminde İskoçya ve İspanya ile yaşanan savaş ve gerilimler devletin ordu ve ekonomi mekanizmalarına ciddi zarar vermiştir.

Henry Tudor’dan sonra İngiltere’de güçlenen Hükümdar figürü, vasisi olmadan ölen Elizabeth yerine tahta çıkarılan İskoçya Kralı James döneminde doruk noktasına ulaşmıştır. Dini ve ekonomik gücü elinde toplayan İngiltere tahtı, başa Fransız ekolüne daha yakın olan Kral James’in geçmesiyle daha da güçlenmiştir. James parlamentoyu asla bir meşru kurum olarak tanımamıştır ve saltanatı döneminde “Kralların İlahi Hakları” isimli bir bildiri yayımlamıştır. İngiltere Parlamento kayıtlarından ulaşabildiğimiz üzere Kral parlamentoda şu sözleri söyleyecek kadar gücü elinde toplama gayretindeydi; Monarşik yapı dünya üzerindeki en yüce kavramdır. Krallar sadece Tanrı’nın yer yüzündeki komutanları değil aynı zamanda Tanrı’nın dünyadaki tahtında oturan birer tanrıdır…

     James’in damadı Palatin elektörü Frederik’in Bohemya tahtında hak iddia etmesiyle başlayan Otuz Yıl Savaşlarında James kendisine etkili müttefikler bulma amacıyla oğlu Charles’ı İspanya Prensesiyle evlendirmek üzere İspanya’ya göndermiş fakat gerek James’in ölümü gerek de İspanya Kralının vazgeçmesi üzerine evlilik iptal olmuş ve Charles İngiltere’ye dönerek taç giymiştir. Charles ilk adım olarak Fransız Prensesi Henrietta Maria ile evlenmek istemiştir fakat Kralın Katolik bir Prensesle evlenmek istemesi geneli Püritenlerden oluşan parlamentoyu huzursuz etmiş ve parlamento açık bir şekilde bu evliliğe karşı çıkmıştır. 1628 yılında Parlamento Kralın keyfi vergi toplamasını engelleyen “Haklar Dilekçesi”ni yayımlamış ve açıkça Kralın Politikalarına karşı çıkmıştır. 1629 yılında John Felton’un Protestan dürtülerle hareket ederek Kral’ın en yakın danışmanı olan Buckingham Dükü’nü öldürmesi ile Kral bunu kendine karşı açık saldırı görmüş ve 1629 yılında Parlamentoyu dağıtmıştır. Charles’ın dini reformları sonucu Katoliklik tekrardan güç kazanmaya başlamıştır ve en ciddi kararlarından biri olan İskoçya ve İngiliz Kiliselerini birleştirme fikri İskoç Asillerin isyanına yol açmıştır. Piskoposlar Savaşı olarak anılan bu savaş İngiltere ekonomisine darbe vurmuş ve halkın muhalefetini güçlendirmiştir. Bu ekonomik sıkıntı sonucu Kral para kaynakları bulma adına Parlamentoyu tekrardan açmaya zorlanmıştır. Kısa Parlamento diye anılan bu meclis kısa sürede tekrar dağıtılmıştır. İrlanda’da çıkan isyanlar sonucu Kral Charles Parlamento üstünde tam hâkim olma adına bizzat parlamentoya girerek 5 ünlü parlamenteri tutuklamak istemiştir. Halkın parlamenterleri olan desteği sonucu Kral şehri terk etmiş ve bu gerilim bir iç savaşa dönüşmüştür.

Savaş esnasında Parlamento halka daha yakın olmuş ve daha çok vergi toplamıştır, ayrıca Kral’ı Katoliklik ve Papacılıkla suçlamış ve kendilerinin Protestanlığın koruyucuları olduğu propagandasını yapmıştır. Bu savaşa damga vuran kişi Parlamento Generali Oliver Cromwell olmuştur. Yeni Model Ordu adı altından profesyonel askerlerden oluşan bir ordu kurmuştur. Bu orduda askerlik eğitiminden ziyade demokrasi ve fikir tartışmaları da yapılmıştır ve bir geleneği temsil eden profesyonel bir ordu haline gelmiştir. 1646’da Yeni Model Ordu Galip gelmiş ve Kral İskoçya’ya kaçmıştır. Kralın İskoçlardan asker toplayıp tekrar saldırıya geçmesi üzerine tekrar başlayan savaş tekrardan Parlamento tarafının zaferiyle sonuçlanmıştır ve Kral nihai yenilgisini almıştır. Şartlı Teslimiyeti kabul eden Charles göz hapsinde tutulurken Cromwell Kral’ın idam edilmesi gerektiğini savunmuş fakat Avam Kamarasının itirazları sonucu Albay Pride’a bir darbe yaptırarak Rump Parlamentosunu kurmuş ve bu parlamento etkisiyle Kral Charles’ı 30 Ocak 1649 yılında ihanet ve tiranlık suçuyla idam etmiştir.

( Cromwell )

     Ordunun gerçek etkili lideri olan Cromwell o dönem ikinci komutan rütbesindeydi fakat Kral’ın idamına karşı çıkan komutan Thomas Fairfax’ın cumhuriyet yönetimine karşı çıkıp istifa etmesiyle asker arasındaki etkili gücü resmiyete dökülmüş ve devletin yegâne sahibi haline gelmiştir. Bir Monarşistin kendi parlamentosu tarafından öldürülmesi tüm Avrupa’da şok etkisi yaratmıştır. Daha önce eşi benzeri görülmemiş bu olay sonucu Parlamento devleti açıkça yönetmiş ve ülke resmen Cumhuriyet halini almıştır. Cromwell devleti uzun yıllar Koruyucu Lord sıfatıyla idare etmiş ve açıkça bir diktatörlük tahsis etmiştir. Cromwell’in 1658 yılındaki ölümü ile beraber, bu yönetimden bunalan halk ve soylular Charles’ın oğlunu İngiltere’ye getirip Parlamentel Monarşiyi tahsis etmiştir. II. Charles Monarşiyi güçlendirmiş fakat Parlamentoyla olan ilişkisini düşmanlıktan uzak tutmuştur. Parlamento bu tarihten itibaren İngiltere’de açıkça bir siyasi irade haline gelmiştir ve demokrasi geleneği o günden bugüne perçinlenerek gelen İngiltere’de mevcut bir Anayasa olmamasına rağmen sembolik Monark eşliğinde ülkeyi yönetmiştir. İngiliz Parlamentosu İç Savaş döneminde elde ettiği zaferler sonucu kendisini savaş yoluyla etkin kılmış ve varlık meşruiyetini buradan almıştır.

 

 

Fotoğraflar:

1.http://www.cafesiyaset.com.tr

2.HaberTürk

3.http://althistory.wikia.com

4.https://www.politikyol.com

5.https://hforhistory.co.uk

Kapak Foto : https://www.gsb.stanford.edu

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.